Hepsi
Günlük İngilizce
İngilizce Gramer
İngilizce Şarkılar
Kurumsal İngilizce
Popüler Günlük İngilizce
Popüler İngilizce Gramer
Popüler İngilizce Şarkılar
Popüler Paylaşımlar
Generic selectors
Exact matches only
Ara
Search in content
Post Type Selectors
Lütfen Dil Seçin
English
Türkçe
Português
عربي
日本
Tiếng Việt
한국어
Popüler Paylaşımlar
Hepsi
Günlük İngilizce
İngilizce Gramer
İngilizce Şarkılar
Kurumsal İngilizce

8.Sınıf İngilizce Üniteleri ve Konu Anlatımı

8. Sınıf İngilizce dersinin keyifli ve bilgi dolu dünyasına hoş geldiniz! Bu blog yazısında, sizlere 8. sınıf seviyesindeki İngilizce dersinin temel üniteleri hakkında kapsamlı bir rehber sunacağız. Dostluk, hayat, macera, turizm gibi konular, genç öğrencilerin dil becerilerini geliştirirken dünya hakkında daha fazla şey öğrenmelerini sağlayan heyecan verici temalardan sadece birkaçıdır. İngilizceyi sadece bir dil değil, aynı zamanda farklı kültürleri ve düşünce biçimlerini anlamak için bir pencere olarak görmek, öğrencileri daha özgüvenli ve küresel bir bakış açısıyla donatmanın bir yoludur. Şimdi, bu harika ders yolculuğuna başlayalım ve her bir ünitenin içinde sakladığı hazine dolu bilgileri keşfetmeye başlayalım.

8. Sınıf Ünite 1 – Dostluk

Hayatta belki de en önemli ve en değerli şeylerin başında dostluk gelir. Dostluk sayesinde hayata daha olumlu bakar, desteklenmiş ve anlaşılmış hissederiz. İyi bir arkadaşlık, yaşamın tadını çıkarmanın yanı sıra kişisel gelişimimize de katkı sağlar. Dostluğun gücünü anladığımızda, daha mutlu ve tatmin edici bir hayat sürmeye başlarız. Bu ünitede dostluğa dair önemli İngilizce kelimeleri ve kalıpları öğrenirken aynı zamanda nasıl farklı bir dilde dostluklar başlatabiliriz bunu da görmüş olacağız.

İngilizceTürkçe
FriendshipDostluk
TrustGüven
SupportDestek
LoyaltySadakat
EmpathyEmpati
UnderstandingAnlayış
CompassionŞefkat
Communicationİletişim
BondBağ
SharePaylaşmak
Şimdi bu kelimeleri cümle içerisinde kullanalım:

True friendship lasts a lifetime.
(Gerçek dostluk ömür boyu sürer.)

Trust is the foundation of any strong relationship.
(Güven, her güçlü ilişkinin temelidir.)

Friends support each other during difficult times.
(Arkadaşlar zor zamanlarda birbirlerine destek olurlar.)

Loyalty is staying by someone’s side through thick and thin.
(Sadakat, kalın ve ince zamanlarda birinin yanında durmaktır.)

Showing empathy towards others can create a deeper connection.
(Başkalarına empati göstermek daha derin bir bağ oluşturabilir.)

Understanding each other’s perspectives fosters harmony.
(Birbirinin bakış açılarını anlamak uyumu sağlar.)

Compassion is showing kindness and care to those in need.
(Şefkat, ihtiyaç duyanlara naziklik ve ilgi göstermektir.)

Open communication is essential for a healthy friendship.
(Açık iletişim, sağlıklı bir dostluk için önemlidir.)

The bond between childhood friends is often unbreakable.
(Çocukluk arkadaşları arasındaki bağ genellikle kırılmaz.)

Friends share their joys and sorrows with each other.
(Arkadaşlar birbirleriyle sevinçlerini ve üzüntülerini paylaşırlar.)

Dilbilgisi Kuralları: Comparative and Superlative Adjectives
(Karşılaştırmalı ve Üstünlük Belirten Sıfatlar)

Comparative Adjectives yani Karşılaştırmalı Sıfatlar, iki veya daha fazla şeyi karşılaştırmak için kullanılan sıfatlardır. Superlative Adjectives yani üstünlük belirten sıfatlar ise üç veya daha fazla şey arasında en üstün olanı belirtmek için kullanılır.

Karşılaştırmalı Sıfatlar: İki şeyi karşılaştırmak için kullanılırlar. Sıfatlar bazen “-er” eki alır bazen “more” kelimesi ile birlikte kullanılır.

Örnekler:
Mary is taller than Sarah. (tall → tek hece → -er)
(Mary, Sarah’dan daha uzun.)
This book is more interesting than the previous one. (interesting → 4 hece → more)

(Bu kitap, öncekinden daha ilginç.)

Üstünlük Belirten Sıfatlar: En az üç şeyi karşılaştırmak için kullanılırlar ve “-est” eki alır veya “most” kelimesi ile birlikte kullanılır.

Örnekler:
It was the tallest building in the city.
(Bu, şehirdeki en yüksek bina idi.)

This is the most delicious cake I’ve ever tasted.
(Bu, şimdiye kadar tattığım en lezzetli kek.)

İstisna Durumlar:
Bazı kısa sıfatlar tek heceli veya iki heceli ve sonu sessiz harf ile biten sıfatlardır. Bu sıfatlar “-er” veya “-est” eki almak yerine “more” ve “most” kullanılır.
Örneğin: happy (mutlu) – happier (daha mutlu) – happiest (en mutlu)
Bazı sıfatlar düzensiz bir yapıya sahiptir.
Örnek: Good (iyi) – better (daha iyi) – the best (en iyi)
Bad (kötü) – worse (daha kötü) – the worst (en kötü)

Adjective (Sıfat)Karşılaştırmalı Hali (Comparative)Üstünlük Belirten Hali (Superlative)
TallTallerTallest
InterestingMore interestingMost interesting
DeliciousMore deliciousMost delicious
HappyHappierHappiest
GoodBetterBest
Bu tabloda, çeşitli sıfatlar için karşılaştırmalı ve üstünlük belirten formlarını görebilirsiniz. Bu kuralları öğrenerek ve sık kullanarak, sıfatları İngilizce olarak daha etkili bir şekilde kullanabilirsiniz. Şimdi birkaç cümle örneğine göz atarak ünitemizi tamamlayalım.

Friendship is a bond that brings people together.
(Dostluk, insanları bir araya getiren bir bağdır.)

True friends always show empathy and understanding towards each other.
(Gerçek arkadaşlar her zaman birbirlerine empati ve anlayış gösterirler.)

Loyalty is a fundamental aspect of friendship.
(Sadakat, dostluğun temel bir yönüdür.)

Trust is the foundation of any lasting friendship.
(Güven, kalıcı bir dostluğun temelidir, )

Good communication is crucial in friendships, as it strengthens the bond between friends.
(İyi iletişim, dostluklarda hayati önem taşır, çünkü arkadaşlar arasındaki bağı güçlendirir.)

8. Sınıf Ünite 2 – Gençlik Hayatı

Gençlik hayatı ünitesi, öğrencilerin gençlik dönemine odaklanarak dil becerilerini geliştirmeyi amaçlayan bir ünitedir. Bu ünite, gençlerin günlük yaşantıları, hobileri, ilgi alanları, sosyal ilişkileri ve sorumlulukları gibi konuları kapsar. Bu ünitede öğrencilerin iletişim becerileri güçlenirken kültürel farkındalıkları artıracak ve dil öğrenme yolculuklarında önemli bir adım atabilecek yetkinlikleri kazanacaklardır.

İngilizceTürkçe
AdolescenceErgenlik
FriendshipArkadaşlık
HobbiesHobiler
ResponsibilitySorumluluk
IndependenceBağımsızlık
Social LifeSosyal Yaşam
ChallengesZorluklar
IdentityKimlik
Peer PressureAkran Baskısı
EmotionsDuygular
Bu kelimeleri cümle içinde kullanalım:
Adolescence is a critical stage of development.
(Ergenlik, gelişimin önemli bir aşamasıdır.)

Friendship is built on trust and understanding.
(Arkadaşlık, güven ve anlayış üzerine kurulur.)

One of his hobbies is playing the guitar.
(Onun hobilerinden biri gitar çalmaktır.)

Taking on responsibility helps us grow as individuals.
(Sorumluluk almak, bireyler olarak gelişmemize yardımcı olur.)

Teenagers often seek independence from their parents.
(Gençler genellikle ebeveynlerinden bağımsızlık ararlar.)

Social life becomes more active during high school years.
(Lise yıllarında sosyal yaşam daha aktif hale gelir.)

Overcoming challenges can lead to personal growth.
(Zorlukların üstesinden gelmek, kişisel gelişime yol açabilir.)

Developing a sense of identity is crucial in adolescence.
(Ergenlik döneminde kimlik duygusunun geliştirilmesi önemlidir.)

Peer pressure can influence teenagers’ decisions.
(Akran baskısı, gençlerin kararlarını etkileyebilir.)

It’s important to express your emotions in a healthy way.
(Duygularınızı sağlıklı bir şekilde ifade etmek önemlidir.)

Dilbilgisi Kuralları: Gerunds (İsim Fiiller)
Gerunds (İsim Fiil): “Showing empathy” ve “Understanding each other’s perspectives” cümlelerindeki “showing” ve “Understanding,” gerund yani isim fiil olarak kullanılmıştır. Gerunds, -ing eki alan fiillerin isim görevi üstlendiği yapıdır. Cümlede nesne veya özne görevi görebilirler.

Bir fiilden türetilen ve -ing ile biten isim türüdür. Fiilin -ing eklenmiş hali olarak düşünebiliriz. Gerunds çeşitli yapı ve fonksiyonlarda cümlelerde kullanılırlar. İşte gerundlar hakkında bir tablo ve örnekler:

FiilGerundÖrnek Cümle
Play (oynamak)Playing (oynamak)He enjoys playing football. (O, futbol oynamaktan zevk alır.)
Read (okumak)Reading (okuma)Reading books is my favorite hobby. (Kitap okuma, favori hobimdir.)
Write (yazmak)Writing (yazma)I'm interested in writing stories. (Hikaye yazmaya ilgiliyim.)
Swim (yüzmek)Swimming (yüzme)Swimming is good for your health. (Yüzme sağlığınız için iyidir.)
Dance (dans etmek)Dancing (dans etmek)She loves dancing in the rain. (O, yağmurda dans etmeyi sever.)
Run (koşmak)Running (koşma)Running in the morning is refreshing. (Sabah koşusu canlandırıcıdır.)
Sing (şarkı söylemek)Singing (şarkı söylemek)Singing makes her happy. (Şarkı söylemek onu mutlu eder.)
Eat (yemek yemek)Eating (yemek yemek)Eating healthy is important. (Sağlıklı yemek yemek önemlidir.)
İsim olarak kullanım: Gerundlar cümlede bir isim gibi görev alabilir. Örnek: Swimming is a great exercise. (Yüzme harika bir egzersizdir.)

Nesne olarak kullanım: Bir fiilden sonra nesne olarak gelerek cümlede kullanılırlar. Örnek: I enjoy reading books. (Kitap okumaktan zevk alırım.)

Belirli yapılarla kullanım: Bazı yapılar, gerundları belirli durumlarda cümlede kullanmayı gerektirir. Örnek: She is good at singing. (O, şarkı söylemede iyidir.)

Bazı fiillerle devam eden yapılar: Bazı fiiller gerundlarla kullanılmak üzere birleşik fiiller oluşturur. Örnek: He keeps talking. (Konuşmayı sürdürüyor.)

Şimdi birkaç örnek ile öğrendiklerimizi pekiştirelim.

I enjoy swimming in the ocean.
(Denizde yüzmekten zevk alıyorum.)

They are planning on traveling to Europe.
(Avrupa’ya seyahat etmeyi planlıyorlar.)

She loves dancing to her favorite songs.
(O, favori şarkılarına dans etmeyi sever.)

Reading books is a great way to expand your knowledge.
(Kitap okuma, bilginizi genişletmek için harika bir yoldur.)

We started cooking dinner together.
(Akşam yemeği pişirmeye birlikte başladık.)

8. Sınıf Ünite 3 – Mutfakta

“Mutfakta” ünitesi, öğrencilere günlük yaşamda mutfakla ilgili temel konuları ve ifadeleri öğretmeyi amaçlayan önemli bir ders birimidir. Bu ünite, yemek pişirme süreçleri, yemek tarifleri, yemek malzemeleri, yemek kültürü ve mutfak eşyaları gibi konuları içerir. Öğrenciler, bu ünite sayesinde mutfakta yemek yapma ve hazırlama becerilerini geliştirirken, aynı zamanda İngilizce dilini kullanarak yemekler hakkında konuşma ve yazma becerilerini de geliştireceklerdir. Mutfakta geçen günlük yaşamda karşılaşılan durumları anlamak ve iletişim kurmak, öğrencilerin dil öğrenme sürecindeki önemli bir adımını oluşturacaktır.

İngilizceTürkçe
KitchenMutfak
CookPişirmek, Aşçı
RecipeYemek Tarifi
IngredientsMalzemeler
UtensilsMutfak Araçları
OvenFırın
StoveOcak
Cutting BoardKesme Tahtası
BoilKaynatmak
FryKızartmak
Bu kelimeleri cümle içerisinde kullanalım:
The kitchen is the heart of the home.
(Mutfak, evin kalbidir.)

I love to cook new recipes for my family.
(Ailem için yeni yemek tarifleri pişirmeyi severim.)

Can you share the recipe for that delicious cake?
(O lezzetli kekin yemek tarifini paylaşabilir misin?)

These are all the ingredients we need for the lasagna.
(Bu, lazanyayı yapmak için ihtiyacımız olan malzemelerin hepsi.)

The utensils in this kitchen are modern and efficient.
(Bu mutfağın mutfak araçları modern ve verimli.)

Preheat the oven to 180°C before baking the cookies.
(Kekleri pişirmeden önce fırını 180°C’ye ısıtın.)

She prefers to cook on a gas stove rather than an electric one.
(Elektrikli birinden ziyade gazlı bir ocakta yemek yapmayı tercih ediyor.)

Use a cutting board to chop the vegetables.
(Sebzeleri doğramak için bir kesme tahtası kullanın.)

Boil the pasta until it’s al dente.
(Makarnayı al dente olana kadar kaynatın.)

We can fry the chicken in vegetable oil.
(Tavuğu sebzeli yağda kızartabiliriz.)

Dilbilgisi Kuralları: Imperatives (Emir Kipi) and Measurements (Ölçü Birimleri)

Imperative (Emir Kipi): Yemek tarifi verirken, adımları sıralarken ve talimatlar verirken genellikle emir kipi (imperative) kullanılır. Bu, bir eylemi istemek veya talimat vermek için kullanılan bir dilbilgisi kipidir.

Cut the vegetables into small pieces.
(Sebzeleri küçük parçalara kesin.)

Mix the ingredients in a bowl.
(Malzemeleri bir kasede karıştırın.)

Measurements (Ölçü Birimleri): Yemek tariflerinde yaygın olarak kullanılan ölçü birimleri vardır. Bunlar, “cup,” “teaspoon,” “tablespoon,” “gram,” “ounce” gibi ölçü birimleridir.

Add two cups of water.
(İki su bardağı su ekleyin.)

Mix in two teaspoons of salt.
(İki çay kaşığı tuz ekleyin.)

Bu kalıplar ve dilbilgisi kuralları, İngilizce yemek tarifi verirken etkili ve anlaşılır bir şekilde iletişim kurmanıza yardımcı olacaktır. Yemek tarifi verirken sade ve açık bir dil kullanmaya özen göstermek, tarifi takip edenlerin doğru bir şekilde anlamasını sağlayacaktır.

In the kitchen, we have all the necessary tools to prepare a delicious meal.
My grandmother loves to cook traditional recipes handed down from generation to generation.
Could you please pass me the list of ingredients for the cake?
Using the right utensils is essential for efficient cooking and baking.
To make spaghetti, you need to boil the pasta in salted water until it’s tender.

8. Sınıf Ünite 4 – Telefonda

Telefonda ünitesi, öğrencilere telefonla etkili bir şekilde iletişim kurma ve farklı durumlarda uygun dil yapılarını kullanma becerilerini öğretir. Bu ünite boyunca, öğrenciler telefonla arama yapma, mesajlaşma, randevu alma gibi telefon konuşmalarında kullanılabilecek ifadeleri ve cümle yapılarını öğrenirler. Ayrıca, telefon görüşmelerinde anlaşılır bir şekilde konuşma ve dinleme becerilerini geliştirerek, günlük hayatta telefon iletişiminde kendilerini daha rahat ifade etmeyi amaçlar.

İngilizceTürkçe
HelloMerhaba
HiSelam
CallAramak
SpeakKonuşmak
MessageMesaj
Call backGeri aramak
AvailableMüsait
Thank youTeşekkür ederim
GoodbyeHoşça kal
ApologizeÖzür dilemek
Şimdi bu kelimeleri cümle örnekleri içinde inceleyelim!
Hello! How are you today?
(Merhaba! Bugün nasılsınız?)

Hi! Is Sarah there?
(Selam! Sarah orada mı?)

I will call my friend later.
(Arkadaşımı daha sonra arayacağım.)

Can I speak to the manager, please?
(Lütfen müdürle konuşabilir miyim?)

I left a message for you on your voicemail.
(Sana sesli mesaj bıraktım.)

I missed your call, please call me back.
(Senin aramanı kaçırdım, lütfen beni geri ara.)

Sorry, I am not available at the moment.
(Üzgünüm, şu anda müsait değilim.)

Thank you for your help.
(Yardımınız için teşekkür ederim.)

It was nice talking to you. Goodbye!
(Sizinle konuşmak güzeldi. Hoşça kal!)

I apologize for the inconvenience.
(Rahatsızlık için özür dilerim.)

Dilbilgisi Kuralları: Telefonda En Sık Kullanılan Kalıplar
Greetings (Selamlama):
Hello!
(Merhaba!)

Hi!
(Selam!)

Good morning/afternoon/evening!
(Günaydın/İyi günler/İyi akşamlar!)

Introducing Yourself (Kendini Tanıtma):
This is [Your Name]. (Ben [Adınız].)

Hi, it’s [Your Name] speaking. (Merhaba, [Adınız] konuşuyor.)

Asking for Someone (Birini Sorma):
May I speak to [Person’s Name], please? (Lütfen [Kişinin Adı] ile konuşabilir miyim?)

Is [Person’s Name] available? (Acaba [Kişinin Adı] müsait mi?)

Taking a Message (Mesaj Alma):
Can I take a message?
(Bir mesaj alabilir miyim?)

Could you ask [Person’s Name] to call me back?
(Lütfen [Kişinin Adı]’nın beni geri aramasını rica eder misiniz?)

Offering to Call Back (Geri Arama Teklifi):
I’ll call back later.
(Daha sonra tekrar arayacağım.)

Would you like me to call back at a different time?
(Farklı bir zaman diliminde geri aramamı ister misiniz?)

Ending the Call (Görüşmeyi Sonlandırma):
Thank you for calling.
(Aramanız için teşekkür ederim.)

It was nice talking to you.
(Sizinle konuşmak güzeldi.)

Goodbye!
(Hoşça kal!)

Asking for Repetition or Clarification (Tekrarlama veya Açıklama İsteği):
I’m sorry, could you repeat that, please?
(Üzgünüm, tekrar eder misiniz lütfen?)

I didn’t quite catch what you said.
(Tam olarak ne dediğinizi anlamadım.)

Confirming Information (Bilgiyi Doğrulama):
Let me make sure I have this right.
(Emin olmak için şunu yapayım.)

So, just to confirm…
(Yani, sadece doğrulama amaçlı…)

Apologizing (Özür Dileme):
I apologize for any inconvenience.
(Herhangi bir rahatsızlık için özür dilerim.)

I’m sorry, I must have dialed the wrong number.
(Üzgünüm, yanlış numarayı çevirmişim.)

Expressing Gratitude (Teşekkür Etme):
Thank you for your help.
(Yardımınız için teşekkür ederim.)

I really appreciate it.
(Gerçekten takdir ediyorum.)

Son bir kez örnek cümlelere de göz atarak üniteyi sonlandıralım.

Can I speak to your father, please?
(Lütfen babanla konuşabilir miyim?)

Hello, this is Alex speaking.
(Merhaba, ben Alex konuşuyorum.)

I called to ask about the schedule for tomorrow.
(Yarın için program hakkında sormak için aradım.)

I’m sorry, he’s not available right now. Can I take a message?
(Üzgünüm, şu anda müsait değil. Bir mesaj alabilir miyim?)

Goodbye! Have a great day!
(Hoşça kal! İyi bir gün geçir!)

8. Sınıf Ünite 5 – İnternet

İnternet ünitesi, öğrencilere dijital dünyayla etkili bir şekilde iletişim kurma ve bu ortamlarda güvenli şekilde gezinme becerilerini öğretir. Bu ünite kapsamında, öğrenciler e-posta yazma, çevrimiçi sohbet etme, sosyal medya kullanma gibi dijital iletişim konularına odaklanır. Ayrıca, internet güvenliği ve dijital veri koruması gibi konulara değinerek, dijital dünyada sağlıklı alışkanlıkların ve güvenlik önlemlerinin önemini vurgular.

İngilizceTürkçe
Internetİnternet
Websiteİnternet Sitesi
EmailE-posta
Social MediaSosyal Medya
Search EngineArama Motoru
OnlineÇevrimiçi
Downloadİndirme
UploadYükleme
BrowserTarayıcı
PasswordŞifre
Bu kelimeleri cümle içerisinde kullanalım:
I use the internet to research information for my school projects.
(Okul projelerim için bilgi araştırması yapmak için interneti kullanıyorum.)

I visited a new website to read about the latest news.
(En son haberleri okumak için yeni bir internet sitesini ziyaret ettim.)

I sent an email to my friend inviting them to my birthday party.
(Doğum günü partime arkadaşımı davet etmek için bir e-posta gönderdim.)

Many people spend a lot of time on social media platforms every day.
(Birçok insan her gün sosyal medya platformlarında çok zaman geçiriyor.)

I used a search engine to find information about famous scientists.
(Ünlü bilim insanları hakkında bilgi bulmak için bir arama motoru kullandım.)

You can shop for clothes online and have them delivered to your doorstep.
(Giysi alışverişi yapabilir ve onları çevrimiçi sipariş edip kapınıza teslim edebilirsiniz.)

I downloaded a new game app on my phone and started playing it.
(Telefonuma yeni bir oyun uygulaması indirdim ve oynamaya başladım.)

I need to upload my presentation slides to the class website before tomorrow.
(Sunu slaytlarımı yarından önce sınıf internet sitesine yüklemem gerekiyor.)

My favorite web browser is known for its fast speed and user-friendly interface.
(En sevdiğim web tarayıcısı hızlı hızı ve kullanıcı dostu arayüzü ile bilinir.)

Make sure to keep your password safe and don’t share it with anyone.
(Şifrenizi güvende tutmaya ve kimseyle paylaşmamaya dikkat edin.)

Dilbilgisi Kuralları: İnternette En Sık Kullanılan Cümle Kalıpları
Gelin birlikte internette dolaşırken en çok ihtiyaç duyduğumuz kalıplara göz atalım.

Cümle kalıplarıTürkçe Karşılığı
I'm searching for...... arıyorum.
Can you recommend a good website for...?... için iyi bir internet sitesi önerebilir misiniz?
I'll send you an email.Sana bir e-posta göndereceğim.
Let's connect on social media.Sosyal medya üzerinden bağlantı kuralım.
I need to look it up online.Onu çevrimiçi araştırmam gerekiyor.
I'll download the file right away.Dosyayı hemen indireceğim.
Could you upload the pictures to the website?Resimleri internet sitesine yükleyebilir misiniz?
Which browser do you prefer using?Hangi tarayıcıyı kullanmayı tercih edersiniz?
I forgot my password again.Şifremi yine unuttum.
Let's video chat tomorrow.Yarın görüntülü konuşalım.
I’m searching for information about famous landmarks on the internet. (İnternet üzerinde ünlü yerler hakkında bilgi arıyorum.)
Can you recommend a good website for learning English grammar?
(İyi bir İngilizce dilbilgisi öğrenme sitesi önerebilir misiniz?)

I’ll send you an email with the details of the event.
(Etkinlik detaylarını içeren bir e-posta göndereceğim.)

Let’s connect on social media and stay updated with each other’s lives.
(Sosyal medya üzerinden bağlantı kuralım ve birbirimizin hayatlarıyla ilgili güncel kalmış olalım.)

I need to look up online tutorials to improve my cooking skills.
(Yemek yapma becerilerimi geliştirmek için çevrimiçi eğitim videolarına bakmam gerekiyor.)

8. Sınıf Ünite 6 – Maceralar

Maceralar ünitesi, öğrencilere heyecan verici hikayeleri ve maceraları anlamak ve ifade etmek için İngilizce becerilerini geliştirmeyi hedefler. Bu ünite boyunca, öğrenciler fantastik ve gerçek yaşam maceraları hakkında okuma ve dinleme yapar, bu konularda konuşur ve yazılar yazarlar. Ayrıca, kahramanlar ve maceralarla ilgili dil yapılarını ve kelime dağarcığını zenginleştirerek, yaratıcı düşünme ve hayal gücünü teşvik eder.

İngilizceTürkçe
AdventureMacera
ExploreKeşfetmek
TreasureHazine
MapHarita
JourneyYolculuk
QuestArayış
DangerTehlike
HeroKahraman
Clueİpucu
ChallengeMeydan Okuma
Bu kelimeleri cümle içerisinde kullanalım:
She embarked on an exciting adventure to explore the ancient ruins.
(O, eski kalıntıları keşfetmek için heyecan verici bir maceraya atıldı.)

They decided to explore the dense forest to find hidden treasures.
(Gizli hazineleri bulmak için yoğun ormanı keşfetmeye karar verdiler.)

The old map led them to a hidden pirate treasure on a remote island.
(Eski harita, onları uzak bir adada gizli bir korsan hazinesine götürdü.)

He studied the map carefully before embarking on his journey.
(Yolculuğuna çıkmadan önce haritayı dikkatlice inceledi.)

Their journey across the desert was filled with challenges and discoveries.
(Çölün içinden geçen yolculukları, zorluklar ve keşiflerle doluydu.)

The brave knight went on a noble quest to rescue the captured princess.
(Cesur şövalye, yakalanan prensesi kurtarmak için soylu bir arıayışına çıktı.)

They faced many dangers while exploring the haunted castle.
(Hayaletli kaleyi keşfederken birçok tehlikeyle karşılaştılar.)

In the story, the young boy becomes an unexpected hero by saving his village from a dragon.
(Hikayede, genç çocuk köyünü bir ejderhadan kurtararak beklenmedik bir şekilde kahraman olur.)

The detective found a mysterious clue that led her to solve the complex case.
(Dedektif, karmaşık davayı çözmesine yol açan gizemli bir ipucu buldu.)

Climbing the steep mountain was a daunting challenge, but they never gave up.
(Dik dağa tırmanmak korkutucu bir meydan okumaydı, ama asla pes etmediler.)

Dilbilgisi Kuralı: Must Yardımcı Fiili
Maceralar ünitesi kapsamında belli konuları, kelimeleri ve ifadeleri öğrenirken “must” gibi yardımcı fiillere oldukça fazla ihtiyaç duyarız. Gelin birlikte bu yardımcı fiili inceleyelim. “Must” İngilizce dilinde bir zorunluluk ifadesi olarak kullanılan bir yardımcı fiildir. Bir eylemin kesin bir şekilde yapılması gerektiğini veya şart olduğunu vurgulamak için kullanılır.
Aşağıdaki tablo, “must” kullanımını farklı özneler ve zamanlarla açıklar:

Özne (Subject)Olumlu Cümle (Positive Sentence)Olumsuz Cümle (Negative Sentence)Soru Cümlesi (Question)
I (ben)I must study for the exam.
(Sınava çalışmalıyım.)
I must not (mustn't) be late.
(Geç kalmamalıyım.)
Must I submit the report today?
(Raporu bugün mü teslim etmeliyim?)
You (sen)You must finish your homework.
(Ödevini bitirmelisin.)
You must not (mustn't) play games.
(Oyun oynamamalısın.)
Must you attend the meeting now?
(Toplantıya şimdi mi girmelisin?)
He/She/ItHe must take his medicine.
(İlacını almalı.)
He must not (mustn't) skip class.
(Derslerini aksatmamalı.)
Must he complete the task today?
(Görevi bugün mü tamamlamalı?)
We (biz)We must prepare for the presentation.
(Sunuma hazırlanmalıyız.)
We must not (mustn't) forget.
(Unutmamalıyız.)
Must we submit the project today?
(Projeyi bugün mü teslim etmeliyiz?)
They (onlar)They must follow the rules.
(Kurallara uymalılar.)
They must not (mustn't) be noisy.
(Gürültücü olmamalılar)
Must they attend the seminar now?
(Seminere şimdi mi katılmalılar?)
Dilerseniz şimdi de “must” yardımcı fiilini hangi durumlarda kullanacağımızı öğrenelim.

Zorunluluk Bildirme: “Must,” bir eylemin yapılması gerektiğini veya kesin bir zorunluluk olduğunu ifade etmek için kullanılır. Bu durumda “must” olumlu cümlelerde kullanılır. Örnek: I must finish my homework tonight. (Bu gece ödevimi bitirmeliyim.)

Yasaklama Bildirme: “Must not” veya kısaltılmış hali “mustn’t,” bir eylemin kesinlikle yapılmaması gerektiğini ifade etmek için kullanılır. Örnek: You mustn’t use your phone during the exam. (Sınav sırasında telefonunu kullanmamalısın.)

Olasılık ve Tahmin: “Must” bazen olasılık ve tahmin ifade etmek için de kullanılabilir. Bu durumda cümle genellikle bağlamdan anlaşılır. Örnek: The movie is starting late; they must be facing technical difficulties. (Film geç başlıyor; muhtemelen teknik zorluklarla karşı karşıyalar.)

“Must,” bir zorunluluk bildirme durumu olduğu için genellikle güçlü bir ifade taşır. Daha yumuşak bir ifade gerektiğinde, “should” (doğru olan) veya “ought to” (etmesi beklenen) gibi diğer yardımcı fiiller kullanılabilir. Ayrıca, “must” aynı zamanda günlük konuşmalarda da kullanılırken, resmi yazılarda ve belgelerde daha az tercih edilen bir ifade olabilir.

Örnek cümleleri inceleyelim ve maceralar ünitemizi sonlandıralım.

You must complete your assignment before the deadline.
(Ödevini son teslim tarihinden önce tamamlamalısın.)

She must be at the airport by 3 PM to catch her flight.
(O 3’te havaalanında olmalı ki uçağını yetiştirebilsin.)

We mustn’t forget to buy groceries on the way home.
(Alışveriş yapmayı eve giderken unutmamalıyız.)

He must study hard for the upcoming exam.
(O, yaklaşan sınav için sıkı çalışmalı.)

Must they bring their own laptops to the workshop?
(Onlar atölyeye kendi dizüstü bilgisayarlarını getirmeli mi?)

8. Sınıf Ünite 7 – Turizm

Turizm ünitesi, öğrencilere seyahat ve turizmle ilgili temel İngilizce ifadeleri ve iletişim becerilerini öğretir. Bu ünite boyunca, öğrenciler seyahat planlaması yaparken ve turistik mekanları ziyaret ederken kullanabilecekleri dil yapılarını öğrenirler. Ayrıca, farklı kültürleri tanıma ve çeşitli ülkelerin turistik cazibe merkezlerini keşfetme fırsatı bulurlar. Turizm ünitesi, öğrencilere küresel dünya ve farklı kültürlerle etkileşimde bulunma yetenekleri kazandırmayı amaçlar.

İngilizceTürkçe
TourismTurizm
TouristTurist
DestinationTuristik Yer
SightseeingGezip Görme
AccommodationKonaklama
SouvenirHediyelik
GuideRehber
ItinerarySeyahat Programı
AttractionsGörülmeye Değer Yerler
AdventureMacera
Bu kelimeleri cümle içinde kullanalım:

Tourism is an important source of income for many countries. (Turizm, birçok ülke için önemli bir gelir kaynağıdır.)
The city is full of tourists during the summer months.
(Şehir, yaz aylarında turistlerle doludur.)

Paris is one of the most popular tourist destinations in the world.
(Paris, dünyanın en popüler turistik destinasyonlarından biridir.)

We spent the day sightseeing and visiting historical sites.
(Günü gezip görerek ve tarihi yerleri ziyaret ederek geçirdik.)

Finding affordable accommodation is crucial for budget travelers.
(Uygun fiyatlı konaklama bulmak, bütçe seyahatçileri için önemlidir.)

I bought a beautiful souvenir from the gift shop.
(Hediyelik eşya dükkanından güzel bir hediyelik eşya satın aldım.)

Our tour guide explained the history of the ancient ruins.
(Rehberimiz, antik kalıntıların tarihini açıkladı.)

The travel agency provided us with a detailed itinerary for our trip.
(Seyahat acentesi bize seyahatimiz için detaylı bir seyahat programı sağladı.)

The city has many attractions that are worth visiting.
(Şehirde görülmeye değer birçok cazibe merkezi var.)

Exploring the rainforest was an unforgettable adventure.
(Ormanları keşfetmek unutulmaz bir maceraydı.)

Dilbilgisi Kuralları: Soru Sorarak Bilgi Alma

İngilizce soru sormayı bilmek, turizmle ilgili bilgileri sormak, ifade etmek ve paylaşmak için önemlidir. Turistlerin seyahat planlarını ve deneyimlerini anlatırken bu dilbilgisi konusunu kullanmak oldukça faydalı olacaktır.

Turizmle ilgili bilgi almak, planlar yapmak veya yönlendirme istemek için soru cümleleri kullanılır. Soru cümleleri genellikle cümlenin başına soru kelimesi (who, what, when, where, why, how gibi) veya yardımcı fiiller (do, does, can, will, must gibi) ile oluşturulur.

Örnekler:
Where is the best place to visit in this city?
(Bu şehirde ziyaret için en iyi yer neresidir?)

How can I get to the museum from here?
(Buradan müzeye nasıl gidebilirim?)

What attractions are there in this area?
(Bu bölgede hangi cazibe merkezleri var?)

Olumlu Cümle Yapısı: Turizmle ilgili deneyimleri ve gözlemleri ifade etmek için olumlu cümleler kullanılır. Olumlu cümlelerde yüklem (fiil) olumlu bir şekilde ifade edilir.

Örnekler:
I visited the historical sites in the city.
(Şehirdeki tarihi yerleri gezdim.)

We enjoyed the beautiful beaches during our vacation.
(Tatilimiz boyunca güzel plajlardan keyif aldık.)

They explored the local culture and tried traditional dishes.
(Yerel kültürü keşfettiler ve geleneksel yemekleri denediler.)

Olumsuz Cümle Yapısı: Turizmle ilgili olumsuz deneyimleri veya planları ifade etmek için olumsuz cümleler kullanılır. Olumsuz cümlelerde yardımcı fiilin olumsuz hali kullanılır.

Örnekler:
She didn’t enjoy the crowded tourist spots.
(O, kalabalık turistik mekanlardan keyif almadı.)

We couldn’t find a good accommodation in the city center.
(Şehir merkezinde iyi bir konaklama yeri bulamadık.)

The weather was bad, so they didn’t go sightseeing.
(Hava kötüydü, bu yüzden geziye çıkmadılar.)

Bu dilbilgisi konusu, turizmle ilgili deneyimleri ve bilgileri ifade etmek için temel bir yapı sağlar. Turizmle ilgili konuşma ve yazma becerilerini geliştirmede önemli bir rol oynar ve diyaloglar veya anlatımlar sırasında doğru soruların, olumlu ve olumsuz ifadelerin kullanımını içerir.

Tourism is when people travel to different places for fun and adventure.
(Turizm, insanların eğlence ve macera için farklı yerlere seyahat etmesidir.)

People visit new countries to see new things and try new foods.
(İnsanlar yeni şeyler görmek ve yeni yiyecekler denemek için yeni ülkelere giderler.)

Famous places like old castles and big museums attract many tourists.
(Eski kaleler ve büyük müzeler gibi ünlü yerler birçok turisti çeker.)

Being nice to the environment and helping local people is important in tourism.
(Çevreye iyi davranmak ve yerel insanlara yardım etmek turizmde önemlidir.)

When many tourists come, towns can get very busy and have good and bad effects.
(Birçok turist geldiğinde, kasabalar çok yoğun olabilir ve iyi ve kötü etkilere sahip olabilirler.)

8. Sınıf Ünite 8 – Ev İşleri

“Ev İşleri ünitesi, öğrencilere günlük yaşamda ev işleri ve kişisel bakım konularında temel İngilizce becerilerini kazandırmayı amaçlar. Bu ünite kapsamında, öğrenciler ev işleri ve yemek pişirme gibi günlük aktiviteler hakkında konuşma ve yazma becerilerini geliştirirken, ev düzeni ve temizliği gibi konulara da odaklanacaklar. Aynı zamanda, sağlıklı beslenme alışkanlıkları ve kişisel hijyen önemini vurgulayarak, öğrencilerin sağlıklı yaşam tarzı seçimlerine yönlendirilmeleri hedeflenir.

İngilizceTürkçe
CookYemek yapmak
CleanTemizlemek
WashYıkamak
SweepSüpürmek
DustToz almak
IronÜtülemek
DishwasherBulaşık makinesi
LaundryÇamaşır yıkama
VacuumElektrikli süpürge
OrganizeDüzenlemek
Bu kelimeleri cümle içerisinde kullanalım:
My mother loves to cook delicious meals for the family.
(Annem aile için lezzetli yemekler yapmaktan hoşlanır.)

We need to clean the house before the guests arrive.
(Misafirler gelmeden önce evi temizlememiz gerekiyor.)

I need to wash my clothes because they are dirty.
(Kirli oldukları için giysilerimi yıkamam gerekiyor.)

Please sweep the floor to get rid of the dust.
(Lütfen tozdan kurtulmak için yerleri süpür.)

She dusted the shelves to make them look clean.
(Rafları toz alarak temiz gösterdi.)

I need to iron my shirt before going to the party.
(Partiye gitmeden önce gömleğimi ütülemem gerekiyor.)

After dinner, we put the dirty dishes in the dishwasher.
(Akşam yemeğinden sonra kirli bulaşıkları bulaşık makinesine koyduk.)

She does the laundry every Sunday.
(Her Pazar çamaşır yıkaması yapar.)

The vacuum cleaner helps us keep the carpets clean.
(Elektrikli süpürge, halıları temiz tutmamıza yardımcı olur.)

He needs to organize his desk to find his pens easily.
(Kalemlerini kolayca bulabilmek için masasını düzenlemesi gerekiyor.)

Dilgilgisi Kuralları: “When” ve “While” Bağlaçları
“while” ve “when” bağlaçları İngilizce dilbilgisinde zaman ve koşul bağlantıları kurmak için kullanılırlar. Her bir bağlaç farklı bağlam ve durumlar için kullanılır.

“while” Bağlacı:
“While” bağlacı, iki eş zamanlı olayı veya süreci belirtmek için kullanılır. Bu bağlaçla yapılan cümlelerde iki eylem aynı zamanda gerçekleşir ve eş zamanlı olarak devam eder.
Örnekler:
She reads a book while he watches a movie.
(O bir kitap okurken, o film izler.)

While I was cooking, my friend was setting the table.
(Ben yemek pişirirken, arkadaşım masayı hazırlıyordu.)

The children were playing in the garden while their parents were having a conversation.
(Çocuklar bahçede oynarken, ebeveynleri sohbet ediyordu.)

“when” Bağlacı:
“When” bağlacı, bir eylemin başka bir eylemle tamamen örtüştüğü veya arka arkaya gerçekleştiği durumları belirtmek için kullanılır. “When” bağlacı, zamana göre olayların sırasını vurgular.
Örnekler:
I will call you when I arrive home.
(Eve vardığımda seni arayacağım.)

The alarm clock rang when the sun rose.
(Güneş doğduğunda alarm çaldı.)

He was sleeping when the phone rang.
(Telefon çaldığında uyuyordu.)

Türkçe çevirilerde de “while” ve “when” bağlaçları aynı şekilde kullanılır ve anlamları çeviriye doğru aktarılır. İki bağlaç da zaman ilişkileri kurarak cümlelerin anlamını netleştirir. Ancak dikkat edilmesi gereken nokta, “while” bağlacının iki eş zamanlı olayı vurgularken, “when” bağlacının bir eylemin başka bir eylemle örtüşme veya sıralama bağlantısını vurgulamasıdır.

8. Sınıf Ünite 9 – Bilim

“Bilim, dünyayı ve evreni anlamak, keşfetmek ve açıklamak için kullanılan sistematik bir yaklaşımdır. Bu ünite boyunca, öğrenciler bilimsel yöntemi ve bilimsel araştırma sürecini öğrenerek, doğa olaylarını ve fenomenleri nasıl inceleyeceklerini keşfedecekler. Ayrıca bilimsel deneyler ve gözlemler yaparak, çeşitli fen konularını daha derinlemesine inceleyecekler ve günlük hayatta bilimin rolünü anlayacaklar.”

İngilizceTürkçe
ScienceBilim
ExperimentDeney
HypothesisHipotez
ObservationGözlem
ConclusionSonuç
ResearchAraştırma
DataVeri
LaboratoryLaboratuvar
TheoryTeori
AnalysisAnaliz
Bu kelimeleri cümle içerisinde kullanalım:
Science plays a crucial role in understanding the natural world and its phenomena.
(Bilim, doğal dünyayı ve olaylarını anlamada hayati bir rol oynar.)

They conducted an experiment to test their hypothesis about plant growth.
(Bitki büyümesi hakkındaki hipotezlerini test etmek için bir deney yaptılar.)

The scientists made careful observations to collect relevant data for their study.
(Bilim insanları, çalışmaları için ilgili verileri toplamak için dikkatli gözlemler yaptılar.)

Based on their research, they came to a significant conclusion about climate change.
(Araştırmalarına dayanarak, iklim değişikliği hakkında önemli bir sonuca vardılar.)

In the laboratory, they analyzed the chemical properties of the substance.
(Laboratuvarda, maddenin kimyasal özelliklerini analiz ettiler.)

The theory of relativity proposed by Einstein revolutionized physics.
(Einstein tarafından ortaya atılan görelilik teorisi, fizik alanında devrim yaptı.)

Researchers collected data from various sources to support their claims.
(Araştırmacılar, iddialarını desteklemek için çeşitli kaynaklardan veriler topladı.)

Through careful analysis, they discovered a pattern in the data (Veri) that led to new insights.
(Dikkatli analiz sayesinde, yeni bir perspektife yol açan verilerde bir desen keşfettiler.)

The scientists shared their findings and research results with the scientific community.
(Bilim insanları, bulgularını ve araştırma sonuçlarını bilimsel toplumla paylaştılar.)

The team formulated a new hypothesis and planned a series of experiments (Deney) to test it.
(Ekip, yeni bir hipotez formüle etti ve onu test etmek için bir dizi deney planladı.)

Dilbilgisi Kuralları: “Must” Modal Verb (“Must” Yardımcı Fiili)
“Must” modal verb, bir zorunluluk veya güçlü bir tavsiye ifade etmek için kullanılır. Bu fiil, kişisel düşünce ve fikirleri değil, nesnel gerçekleri ve kesinlikle yerine getirilmesi gereken şeyleri ifade eder. “Must” cümlelerinde, “must” fiili genellikle bir yüklem (ana fiil) olarak kullanılır ve ardından temel fiil (bare infinitive) gelir. Olumsuz cümlelerde “must not” veya “mustn’t” kullanılırken, soru cümlelerinde “must” ile özne yeterlidir.

Cümle TürüCümleTürkçe Karşılığı
Olumlu Cümle (Positive Sentence)Scientists must conduct experiments to test their hypotheses.Bilim insanları hipotezlerini test etmek için deney yapmalıdır.
Olumsuz Cümle (Negative Sentence)Students mustn't use unauthorized sources in their research.Öğrenciler araştırmalarında yetkisiz kaynakları kullanmamalıdır.
Soru Cümlesi (Question Sentence)Must we submit the lab report before the deadline?Son teslim tarihinden önce laboratuvar raporunu teslim etmeli miyiz?
Tablodaki örneklerde görüldüğü gibi, “must” modal verb’i zorunluluk veya güçlü tavsiye ifade etmek için kullanılmaktadır. “Must” ile yapılan cümlelerde belirli bir eylemin mutlaka yapılması veya yapılmaması gerektiği vurgulanır. Özellikle talimatlar, kurallar, planlar ve önemli uyarılar yaparken “must” modal verb’i sıkça kullanılır.

Şimdi bilime dair cümle örnekleriyle bilgilerimizi pekiştirelim!

Scientific research has shown that plants require sunlight for photosynthesis.
(Bilimsel araştırmalar, bitkilerin fotosentez için güneşe ihtiyaç duyduğunu göstermiştir.)

The laboratory experiment demonstrated the chemical reaction between acids and bases.
(Laboratuvar deneyi, asitlerle bazlar arasındaki kimyasal tepkimeyi gösterdi.)

Albert Einstein’s theory of relativity revolutionized the field of physics.
(Albert Einstein’ın görelilik teorisi, fizik alanında devrim yarattı.)

The scientist used a microscope to observe tiny microorganisms in the water sample.
(Bilim insanı, su örneğindeki küçük mikroorganizmaları gözlemlemek için bir mikroskop kullandı.)

The space mission aims to explore distant planets and collect valuable data about our universe.
(Uzay misyonu, uzak gezegenleri keşfetmeyi ve evrenimiz hakkında değerli veriler toplamayı amaçlamaktadır.)

8. Sınıf Ünite 10 – Doğal Kuvvetler

Doğal afetler, Dünya üzerinde yaşayan her canlının hayatını etkileyebilen güçlü ve beklenmedik doğa olaylarıdır. Bu nedenle, doğal afetlerin nedenleri, sonuçları ve önleyici önlemler hakkında bilgi sahibi olmak önemlidir. Bu ünite boyunca, doğal afetlerin nasıl meydana geldiği, neden bazı bölgelerin daha fazla etkilendiği ve afetlere karşı nasıl hazırlıklı olabileceğimiz gibi konuları ifade etmeyi öğreneceğiz. Aynı zamanda, doğal afetlerin insanlar üzerindeki sosyal ve ekonomik etkilerini de anlamaya çalışacağız. Bu sayede, daha bilinçli ve güvenli bir şekilde doğal afetlerle başa çıkabilir, doğal çevremizi koruyabilir ve toplumlarımızı daha dayanıklı hale getirebiliriz.

İngilizceTürkçe
Natural disastersDoğal afetler
EarthquakeDeprem
TsunamiTsunami
HurricaneKasırga
FloodSel
Volcanic eruptionVolkanik patlama
DroughtKuraklık
TornadoTornado
LandslideToprak kayması
WildfireOrman yangını
Bu kelimeleri cümle içerisinde kullanalım:

Earthquakes can cause significant damage to buildings and infrastructure.
(Depremler, binalar ve altyapıya önemli zararlar verebilir.)

The coastal town was hit by a devastating tsunami,leading to widespread destruction.
(Kıyı şehri, yaygın tahribata yol açan yıkıcı bir tsunami tarafından vuruldu.)

Hurricane season can be a challenging time for people living in coastal regions.
(Kasırga mevsimi, kıyı bölgelerinde yaşayanlar için zorlu bir dönem olabilir.)

Heavy rainfall resulted in severe floods that affected many villages.
(Yoğun yağışlar, birçok köyü etkileyen şiddetli sel meydana getirdi.)

The volcanic eruption filled the sky with ash and smoke.
(Volkanik patlama, gökyüzünü kül ve dumanla doldurdu.)

The prolonged drought led to water shortages and agricultural difficulties.
(Uzun süren kuraklık, su sıkıntısına ve tarımsal zorluklara yol açtı.)

The tornado swept through the town, causing widespread destruction.
(Tornado, kasabayı geçerek yaygın tahribata yol açtı.)

The heavy rain triggered a landslide that blocked the main road.
(Yoğun yağış, ana yolu kapatan bir toprak kaymasına yol açtı.)

A wildfire spread rapidly through the forest due to strong winds.
(Orman yangını, güçlü rüzgarlar nedeniyle ormanda hızla yayıldı.)

It’s essential to have a plan in place for natural disasters and know how to stay safe.
(Doğal afetler için bir plan hazırlamanız ve güvende kalmayı nasıl sağlayacağınızı bilmeniz önemlidir.)

Dilbilgisi kuralları: Past Simple Tense (Geçmiş Zaman)
Past Simple Tense (Geçmiş Zaman Basit Çekimi), İngilizcede geçmişte tamamlanmış olan eylemleri, olayları veya durumları ifade etmek için kullanılır. Genellikle belirli bir zamanda başlamış ve tamamlanmış olan geçmişteki olaylar için kullanılır. Bu çekimi oluşturmak için düzenli ve düzensiz fiiller için farklı kurallar vardır. İşte Past Simple Tense’in açıklamaları ve örneklerle tablosu:

Düzenli Fiiller (Regular Verbs): Düzenli fiiller kullanılarak kurulan olumlu geçmiş zaman cümlelerinde yalın fiile “-ed” eki eklenir. Cümleler negatif oldukları zaman “didn’t” yardımcı fiili, yalın fiil ile birlikte kullanılır. Soru cümleleri için “did” yalın fiili ile cümleye başlanır ve fiil yalın haliyle kullanılır.

Özne (Subject)Fiil (Verb)Olumlu Cümle (Positive Sentence)Olumsuz Cümle (Negative Sentence)Soru Cümlesi (Question Sentence)
Iexperienced (deneyimlemek)I experienced a powerful earthquake last month.I did not (didn't) experience any floods in my area.Did I witness any volcanic eruptions during my trip?
Yousurvived (hayatta kalmak)You survived the hurricane with the help of your neighbors.You did not (didn't) survive the tsunami without taking precautionary measures.Did you face any tornadoes while living in that region?
He/She/Itwitnessed (şahit olmak)She witnessed the devastating wildfire spreading through the forest.She did not (didn't) witness any landslides during her stay in the mountains.Did he observe any tsunamis while living near the coast?
Weendured (dayanmak)We endured a long period of drought, which affected our crops.We did not (didn't) endure any major earthquakes during our travels.Did we survive the flood by seeking shelter in higher ground?
Theyfaced (yüzleşmek)They faced several floods over the years, but remained resilient.They did not (didn't) face any volcanic eruptions in their lifetime.Did they experience any hurricanes during their time in the hurricane-prone area?
Düzensiz Fiiller (Irregular Verbs): Düzensiz fiiller, Past Simple Tense için düzenli çekim kurallarına uymazlar ve kendi kurallarına göre çekimlenirler. Bu nedenle, düzensiz fiillerin çekimleri ezberlenmelidir.

Özne (Subject)Fiil (Verb)Olumlu Cümle (Positive Sentence)Olumsuz Cümle (Negative Sentence)Soru Cümlesi (Question Sentence)
Isaw (görmek)I saw a breathtaking tsunami while I was on vacation.I did not (didn't) see any volcanic eruptions during my trip.Did I witness any major earthquakes during my stay in that region?
Youexperienced (deneyimlemek)You experienced a powerful earthquake last year.You did not (didn't) experience any hurricanes in your hometown.Did you survive the wildfire without any injuries?
He/She/Itsurvived (hayatta kalmak)She survived the devastating hurricane with her family.She did not (didn't) survive the flood without seeking help.Did he witness the tornado while he was on the countryside?
Wewitnessed (şahit olmak)We witnessed the volcanic eruption from a safe distance.We did not (didn't) witness any tsunamis during our travels.Did we endure the long period of drought without facing any water shortages?
Theyfaced (yüzleşmek)They faced a series of landslides in that mountainous region.They did not (didn't) face any major wildfires during their time in the forest.Did they see the ash and smoke from the distant volcanic eruption?
Bu tablodaki cümleler, geçmiş zamanın birçok farklı durumunu ve düzenli ile düzensiz fiillerin kullanımını açıklamaktadır. Geçmişte tamamlanmış eylemleri veya olayları ifade etmek istediğimizde, “Past Simple Tense” çekimini kullanırız.

Last year, a powerful earthquake struck the city, causing widespread damage.
(Geçen yıl güçlü bir deprem şehre vurdu ve yaygın hasara neden oldu.)

The tsunami hit the coastal region unexpectedly, catching the residents off guard.
(Tsunami, beklenmedik bir şekilde kıyı bölgesine çarptı ve sakinleri hazırlıksız yakaladı.)

In 2005, Hurricane Katrina devastated New Orleans, leaving a trail of destruction behind.
(2005 yılında, Katrina Kasırgası New Orleans’ı harap etti ve arkasında bir yıkım izi bıraktı.)

Due to heavy rainfall, the river flooded the nearby villages, displacing many families.
(Yoğun yağışlar nedeniyle nehir, yakındaki köyleri sel bastı ve birçok aileyi yerinden etti.)

Yesterday, a volcanic eruption sent ash and smoke into the sky, leading to flight cancellations.
(Dün bir volkanik patlama kül ve dumanı gökyüzüne gönderdi ve uçuşların iptaline yol açtı.)

8. Sınıf İngilizce Olumlu Cümleler

İngilizce olumlu cümleleri farklı farklı zamanlarda ve durumlarda kullanabiliriz. Bu yazımızda öncelikle Present Continuous Tense, Past Simple Tense ve Future Simple Tense için olumlu cümleler kurmayı öğreneceğiz.

Present Continuous Tense (Şimdiki Zamanın Devam Eden Hali), anlık veya şu anda gerçekleşen eylemleri ifade etmek için kullanılan bir İngilizce zaman şeklidir. Bu zaman şekliyle, olaylar belirli bir zaman dilimi içinde gerçekleşiyor veya hala devam ediyor gibi görünür. İşte Present Continuous Tense hakkında temel bilgiler

Bu zaman yapısında, “am/are/is” yardımcı fiilinin çeşitli öznelerle birlikte “-ing” takısı almış fiillerle birleştirilmesiyle oluşturulur.

I am playing.
(Oynuyorum.)

She is reading a book.
(Bir kitap okuyor.)

They are watching TV.
(Televizyon izliyorlar.)

Bu zaman şekli, şu an gerçekleşmekte olan eylemleri, geçici durumları veya gelecekte kesin olarak planlanmış eylemleri ifade etmek için kullanılır.

Anlık Eylemler:
She is eating lunch right now.
(Şu anda öğle yemeği yiyor.)

I am talking on the phone.
(Telefonda konuşuyorum.)

Geçici Durumlar:
He is studying for his exam this week.
(Bu hafta sınavına çalışıyor.)

They are staying at a hotel while their house is being renovated.
(Evleri tadilat yapılırken otelde kalıyorlar.)

Gelecekte Planlanmış Eylemler:
I am meeting my friend tomorrow.
(Yarın arkadaşımı buluşacağım.)

They are going to a concert this weekend.
(Bu hafta sonu bir konsere gidiyorlar.)

Bu zaman şekli, eylemlerin sürekliliği ve şu anki durumları hakkında bilgi verir. Ancak, “Present Continuous Tense” gelecekteki kesin olmayan eylemler veya alışkanlıklar için kullanılmaz.

Geçmişe dair olumlu cümleler kurmak istediğimiz Past Simple Tense’e başvurabilirsiniz. Bu tense için birkaç temel bilgiyi inceleyelim.

“Past Simple Tense”, düzenli fiillerde geçmiş zamanda “-ed” takısı eklenerek oluşturulur. Düzensiz fiillerde ise özel geçmiş zaman formları kullanılır.

I played football yesterday.
(Dün futbol oynadım.)

She visited her grandmother last week.
(Geçen hafta büyükannesini ziyaret etti.)

They watched a movie last night.
(Dün gece film izlediler.)

Bu zaman şekli, belirli ve tamamlanmış geçmişteki eylemleri anlatmak için kullanılır. Eylem bir noktada başlar ve sona erer.

Belirli Geçmişteki Eylemler:
We went to the beach last summer.
(Geçen yaz plaja gittik.)

He studied English when he was in high school.
(Lise zamanlarında İngilizce çalıştı.)

Tekrarlanmış Geçmişteki Eylemler:
She often walked in the park.
(Sık sık parkta yürürdü.)

They played soccer every Saturday.
(Her Cumartesi futbol oynarlardı.

Peki diyelim ki geleceğe dair birtakım planlarımız var. Bu planlarımızdan nasıl bahsedeceğiz? Tabi ki Future Simple Tense kullanarak! Hadi bu tense ile ilgili temel kuralları inceleyelim ve olumlu cümleler kuralım.

“Future Simple Tense” için cümle kurarken, fiilin temel halini kullanır ve cümlenin sonuna “will” yardımcı fiili eklenir.

I will visit my grandparents next weekend. (Gelecek hafta sonu büyükannemi ziyaret edeceğim.)
She will study for her exam tomorrow.
(Yarın sınavına çalışacak.)

They will watch a movie tonight.
(Bu gece film izleyecekler.)

Bu zaman şekli, gelecekteki eylemleri tahmin etmek, planlamak veya vaat etmek için kullanılır.

Gelecekte Planlanmış Eylemler:
I will go to the gym after work.
(İşten sonra spor salonuna gideceğim.)

They will travel to Paris next year.
(Gelecek yıl Paris’e seyahat edecekler.)

Tahminler:
I think it will rain tomorrow.
(Yarın yağmur yağacağını düşünüyorum.)

She believes he will pass the test.
(Sınavı geçeceğine inanıyor.)

8. Sınıf İngilizce Olumsuz Cümleler

Bu ünitemizde ise şimdiye dek öğrendiğimiz tenseleri kullanarak olumsuz cümleler oluşturmaya göz atalım.

Present Continuous Tense (Şimdiki Zamanın Devam Eden Hali), şu anda gerçekleşmekte olan eylemleri ifade etmek için kullanılır. Olumsuz cümlelerde ise “not” veya kısaltılmış hali olan “n’t” eklenir.

Olumsuz Cümle Yapısı: Olumsuz cümlelerde “am”, “is”, veya “are” yardımcı fiillerinin olumsuz hali kullanılır, ardından eylemin “-ing” takısı almış hali gelir.

I am not playing football.
(Futbol oynamıyorum.)

She is not reading a book.
(Bir kitap okumuyor.)

They are not watching TV.
(Televizyon izlemiyorlar.)

Kısaltılmış Olumsuz Cümle Yapısı: “Am” fiili “I” ile kullanıldığında “am not” yerine “I’m not” şeklinde kısaltılabilir. Aynı şekilde “is” fiili “he”, “she”, “it” ile kullanıldığında “is not” yerine “isn’t” olarak kısaltılabilir. “Are” fiili “you”, “we”, “they” ile kullanıldığında “are not” yerine “aren’t” olarak kısaltılabilir.

I ‘m not playing football.
She isn’t reading a book.
They aren’t watching TV.

Örneklerden de inceleyebileceğiniz üzere Present Continuous Tense olumsuz cümleleri, belirli bir an veya dönemde yapılmayan veya devam etmeyen eylemleri ifade etmek için kullanılır.

I’m not watching TV right now.
(Şu anda televizyon izlemiyorum.)

He isn’t studying for the test.
(Sınav için çalışmıyor.)

They aren’t playing soccer this afternoon.
(Bu öğleden sonra futbol oynamıyorlar.)

She’s not listening to music at the moment.
(Şu an müzik dinlemiyor.)

We aren’t going to the party tonight.
(Bu gece partiye gitmiyoruz.)

Present Continuous Tense ile olumsuz cümleler kurarak, şu an devam etmeyen veya yapılmayan eylemleri açıklayabilirsiniz.

Future Simple Tense (Gelecek Basit Zaman), gelecekte yapılacak eylemleri ifade etmek için kullanılır. Olumsuz cümlelerde “will” yardımcı fiili kullanılır ve ardından “not” veya kısaltılmış hali olan “won’t” eklenir.

Olumsuz Cümle Yapısı: Olumsuz cümlelerde “will” yardımcı fiili kullanılır, ardından “not” eklenir ve temel fiil gelir.

I will not visit my grandparents next weekend.
(Gelecek hafta sonu büyükannemi ve büyükbabamı ziyaret etmeyeceğim.)

She will not study for her exam tomorrow.
(Yarın sınavına çalışmayacak.)

They will not watch the movie tonight.
(Bu gece film izlemeyecekler.)

Kısaltılmış Olumsuz Cümle Yapısı: “Will not” yerine “won’t” olarak kısaltılabilir.

I won’t visit my grandparents next weekend.
She won’t study for her exam tomorrow.
They won’t watch the movie tonight.

Aşağıdaki örneklerde de yer aldığı üzere Future Simple Tense ile olumsuz cümleler kurarak, gelecekte gerçekleşmeyecek veya yapılmayacak eylemleri ifade edebilirsiniz.

I won’t go to the party on Friday.
(Cuma günü partiye gitmeyeceğim.)

He won’t eat fast food tomorrow.
(Yarın fast food yemeyecek.)

They won’t travel to Europe next year.
(Gelecek yıl Avrupa’ya seyahat etmeyecekler.)

She won’t buy a new car.
(Yeni bir araba almaz.)

We won’t have a meeting in the afternoon.
(Öğleden sonra toplantımız olmayacak.)

8. Sınıf İngilizce Soru Cümleleri

İngilizce soru sorarken farklı zamanlar için de soru sormayı bilmemiz gerekir. Bu ünitede Present Continuous, Past Simple ve Future Simple tense kullanarak soru sormayı öğreneceğiz.

Present Continuous tense ile soru cümlesi oluştururken, cümlenin başına doğru yardımcı fiili (am/are/is) koyarız ve ardından özneyi takip eden “-ing” almış fiili kullanırız.

Present continuous tense için soru cümlesi yapısı aşağıdaki gibidir:

Am/are/is + özne + -ing almış fiil + cümlenin kalan kısmı?

You are reading a book. (Sen bir kitap okuyorsun.)
Question: Are you reading a book? (Sen bir kitap mı okuyorsun?)

They are playing soccer in the park. (Onlar parkta futbol oynuyorlar.)
Question: Are they playing soccer in the park? (Onlar parkta futbol mu oynuyorlar?)

She is studying for the exam. (O sınav için çalışıyor.)
Question: Is she studying for the exam? (O sınav için mi çalışıyor?)

We are having dinner at the restaurant. (Biz restoranda akşam yemeği yiyoruz.)
Question: Are we having dinner at the restaurant? (Biz restoranda akşam yemeği mi yiyoruz?)

It is raining outside. (Dışarıda yağmur yağıyor.)
Question: Is it raining outside? (Dışarıda yağmur mu yağıyor?)

Özne (Subject)Am/Are/Is Yardımcı Fiili (Am/Are/Is Auxiliary Verb)Fiil (Verb)Soru İşareti (Question Mark)
IAmreading?
YouAreplaying?
He/She/ItIsstudying?
WeArehaving dinner?
TheyArestudying?
Present Continuous soru sorma tablosunda gösterilen cümleler öznelerine göre düzenlenmiştir. Her bir özne için uygun yardımcı fiil ve “-ing” almış fiil kullanılarak soru cümlesi yapıları oluşturulmuştur. Bu tablo, Present Continuous tense ile soru sorma konusunu daha iyi anlamak için yardımcı olacaktır.

İngilizce geçmişten bahsederken Past Simple Tense kullanılır. Geçmişe dair bir soru sormamız gerektiğinde bunu nasıl yapacağımızı biliyor muyuz? Bilmiyorsak şimdi öğrenmenin tam zamanı.

“Past Simple Tense” ile soru sormak için cümle yapısı şu şekildedir:

Did + Özne + Fiilin Yalın Hali + Cümlenin kalan kısmı?

Soru Cümlesi Yapısı: Soru cümlesi yapısı, yardımcı fiil “did” ile başlar, ardından özne (subject) gelir, sonra fiilin temel hali gelir ve cümlenin sonuna soru işareti eklenir.

Did you visit your grandparents last weekend?
(Geçen hafta sonu büyükanneni ve büyükbabanı ziyaret ettin mi?)

Did they watch the soccer match on TV?
(Onlar futbol maçını televizyonda izlediler mi?)

Did she finish her book yesterday?
(Dün kitabını bitirdi mi?)

Did he go to the park after school?
(Okuldan sonra parka gitti mi?)

Did we have pizza for dinner last night?
(Dün akşam yemeğinde pizza mı yedik?)

İngilizce gelecekten bahsederken soru sormamız gerektiğinde Future Simple Tense kullanırız. Bu yapıyı gelin beraber inceleyelim. Öncelikle yardımcı fiil olan “will” fiilini kullandığımıza emin olmalıyız. Bu yardımcı fiile ek olarak ana fiilin yalın hali de cümlede yer almalıdır. Aşağıdaki tablodan genel bir inceleme yapalım.

Özne (Subject)"Will" Yardımcı Fiili (Will Auxiliary Verb)Fiil (Verb)Nesne (Object)Soru İşareti (Question Mark)
IWillgoto the party??
YouWillstudyEnglish??
He/She/ItWillplaythe piano??
WeWillmeetat the cafe??
TheyWilltravelto Japan??
Future Simple (Gelecek Zaman) İngilizce’de, gelecekte yapılacak olan eylemleri veya tahminlerimizi ifade etmek için kullanılan bir zaman yapısıdır. Bu yapıda, “will” yardımcı fiili bir eylemin gelecekte gerçekleşeceğini belirtir.

Soru sorma durumunda ise, cümle başına “will” yardımcı fiilini koyarız. Ardından özne, fiil ve nesne sırasını koruyarak cümlenin sonuna soru işareti ekleriz. Aşağıda örneklerle açıklamaya devam edelim:

I will go to the party. (Ben partiye gideceğim.)
Question: Will I go to the party? (Ben partiye gidecek miyim?)

You will study English. (Sen İngilizce çalışacaksın.)
Question: Will you study English? (Sen İngilizce çalışacak mısın?)

She will play the piano. (O piyano çalacak.)
Question: Will she play the piano? (O piyano çalacak mı?)

We will meet at the cafe. (Kafede buluşacağız.)
Question: Will we meet at the cafe? (Kafede buluşacak mıyız?)

They will travel to Japan. (Onlar Japonya’ya seyahat edecekler.)
Question: Will they travel to Japan? (Onlar Japonya’ya seyahat edecekler mi?)

Bu yapı, günlük konuşma ve yazılı dilde sıkça kullanılır ve gelecekle ilgili tahminlerimizi veya planlarımızı ifade ederken bize yardımcı olur.

8.Sınıf İngilizce Üniteleri ve Konu Anlatımı Hakkında Sık Sorulan Sorular

8. sınıf İngilizce dersinde hangi üniteler işlenir?
8. sınıf İngilizce dersinde genellikle “Family and Relationships” (Aile ve İlişkiler), “Travel and Tourism” (Seyahat ve Turizm), “Technology and Communication” (Teknoloji ve İletişim) gibi üniteler işlenir.
İngilizce dersinde “Present Perfect Tense” (Şimdiki Zamanın Tamamlayıcı Hali) hangi seviyede öğretilir?
Present Perfect Tense”, genellikle orta ileri seviyelerde öğretilir, yani 8. sınıf gibi ileri seviye sınıflarda işlenebilir.
8. sınıf İngilizce dersinde konuşma ve yazma becerileri nasıl geliştirilir?
Konuşma becerileri, sınıf içi etkileşimler, grup çalışmaları ve rol oyunları ile geliştirilir. Yazma becerileri ise kompozisyonlar, günlükler ve özetlemeler gibi aktivitelerle geliştirilir.
İngilizce dersindeki gramer konuları nasıl öğrenilir?
Gramer konularını öğrenmek için örnek cümleler ve alıştırmalarla pratik yapmak önemlidir. Ayrıca konuyla ilgili videolar, interaktif materyaller ve öğretmen rehberliği de faydalı olabilir.

Öğrendiklerinizi pratiğe dökmek ister misiniz? İngilizce öğrenmek için ihtiyacınız olan her şeye tek bir platform üzerinden ulaşabilirsiniz! 25 dakikalık bire bir canlı dersler, 40 dakikalık grup dersleri, 30.000’den fazla interaktif videolar, kelime öğrenme araçları, yapay zeka destekli öğretmen MiMi, quizler ve interaktif aktiviteler ile EnglishCentral, kullanıcılarına kişiselleştirilmiş ve kaliteli bir eğitim planını uygun fiyatlı olarak sunmaktadır. Hemen EnglishCentral’a kayıt olup İngilizce öğrenmeye başlamaya ne dersiniz?

The Weeknd – Take Me Back Şarkı Sözleri Türkçe Çeviri
Ryan Gosling – Push Şarkı Sözleri Türkçe Çeviri