“I don’t know” (Bilmiyorum), İngilizcede ilk öğrendiğimiz ifadelerden biridir. Basit ve kullanışlı bir ifadedir ancak her seferinde aynı ifadeyi kullanırsanız İngilizceniz biraz sıkıcı görünebilir. Ana dili İngilizce olan kişiler, bir şeyi bilmediklerini söylemek için birçok farklı ifade kullanır. Bunların bazıları eğlenceli ve günlük, bazıları kibar, bazıları da okul veya iş ortamı için idealdir. Bu blog yazısında, İngilizcede “bilmiyorum” demenin 20 farklı yolunu öğreneceksiniz. Her ifadenin ne anlama geldiğine, ne zaman kullanıldığına ve bir cümle içinde nasıl kullanıldığına birlikte bakacağız. Hadi başlayalım!
EnglishCentral Kids ile İngilizce Öğren
EnglishCentral Kids’te sizi neler mi bekliyor? EnglishCentral Kids’te çocuklar için online canlı dersler, çocuk eğitimi konusunda uzmanlaşmış öğretmenler rehberliğinde gerçekleşir. Özel derslerimiz 25 dakikadır. Ayrıca EnglishCentral Kids’de farklı ilgi alanlarına hitap eden binlerce farklı interaktif video mevcut. Çocuğunuzun ilgisini çeken videoların İzle, Öğren, Konuş aşamalarını takip edebilir, kelime çalışmalarını yapabilir ve özel derslerini çocuğunuzun ilgi ve ihtiyaçlarına göre planlayabilirsiniz. Ders raporları sayesinde çocuğunuzun ilerlemesini takip edebilir, geliştirmesi gereken noktaları görebilir ve bu konulara yoğunlaşabilirsiniz.
EnglishCentral Kids kurslarıyla çocuğunuz:
– Deneyimli öğretmenlerle bire bir dersler yaparak konuşma becerisi kazanır.
– Eğlenceli içeriklerle motivasyonunu kaybetmeden aktif katılım sağlar.
– İnteraktif videolarla dinleme ve anlama yeteneğini geliştirir.
– Yaşına uygun kelimeleri ve kalıpları doğal akış içinde öğrenir.
– Öğretmenlerden aldığı geri bildirimlerle hatalarını hemen düzeltir.
Hemen ücretsiz kaydolun, 20 dakikalık deneme dersi kazanın!
“Bilmiyorum” Demenin İngilizcede 20 Farklı Yolu
Hangi ifadeyi seçmenizin daha iyi olacağı kiminle konuştuğunuza ve nerede olduğunuza bağlıdır. Bir arkadaşla konuşmak, bir öğretmenle ya da yöneticiyle konuşmaktan farklıdır. Bu yüzden ifadeleri üç gruba ayırdık günlük ifadeler, kibar ifadeler ve okulda veya işte kullanılan ifadeler.
Günlük Hayatta “Bilmiyorum” Demenin Yolları
Bu ifadeleri arkadaşlarınızla, ailenizle ve iyi tanıdığınız kişilerle kullanabilirsiniz.
I have no idea. (Hiçbir fikrim yok.)
Bu, “bilmiyorum” demenin güçlü bir yoludur. Konu hakkında hiçbir şey bilmediğinizi anlatır.
Örnek: “Where is Tom?” – “I have no idea. I haven’t seen him today.” (“Tom nerede?” – “Hiçbir fikrim yok. Onu bugün görmedim.”)
I have no clue. (Hiç bilmiyorum.)
Bu ifade “I have no idea” ile aynı anlama gelir ve günlük İngilizcede çok yaygındır.
Örnek: “I have no clue how to solve this puzzle.” (“Bu bulmacayı nasıl çözeceğimi hiç bilmiyorum.”)
Beats me. (Ben ne bileyim.)
Çok samimi ve günlük bir ifadedir. Sadece iyi tanıdığınız kişilerle kullanın.
Örnek: “Why is the cat sleeping in the shoe box?” – “Beats me!” (“Kedi neden ayakkabı kutusunda uyuyor?” – “Ben ne bileyim!”)
Who knows? (Kim bilir?)
Bu ifadeyi, cevabı aslında kimsenin bilmediği durumlarda kullanırız. Genellikle gelecekte olacak şeyler için söylenir.
Örnek: “Will it snow tomorrow?” – “Who knows?” (“Yarın kar yağacak mı?” – “Kim bilir?”)
Your guess is as good as mine. (Ben de senin kadar biliyorum.)
“Ben de cevabı bilmiyorum” demenin eğlenceli bir yoludur. Karşınızdaki kişinin tahmininin sizinki kadar iyi olduğunu anlatır.
Örnek: “What time will the movie start?” – “Your guess is as good as mine.” (“Film saat kaçta başlayacak?” – “Ben de senin kadar biliyorum.”)
Don’t ask me. (Bana sorma.)
Bu ifade “Bilmediğim için bunu sormak için doğru kişi değilim” anlamına gelir. Ses tonunuza dikkat edin. Kızgın bir şekilde söylerseniz kaba görünebilir.
Örnek: “How does this game work?” – “Don’t ask me! I’ve never played it.” (“Bu oyun nasıl oynanıyor?” – “Bana sorma! Hiç oynamadım.”)
I don’t have the faintest idea. (En ufak bir fikrim yok.)
Bu ifade hiçbir şey bilmediğinizi anlatır. “Faintest” kelimesi “en küçük, en ufak” anlamına gelir.
Örnek: “I don’t have the faintest idea how this machine works.” (“Bu makinenin nasıl çalıştığına dair en ufak bir fikrim yok.”)
I don’t have the foggiest idea. (Zerre kadar fikrim yok.)
Bu ifade “I don’t have the faintest idea” ile aynı anlama gelir. İngiliz İngilizcesinde daha yaygındır.
Örnek: “Where did Grandma put the cookies?” – “I don’t have the foggiest idea.” (“Büyükannem kurabiyeleri nereye koydu?” – “Zerre kadar fikrim yok.”)
Kibar Bir Şekilde “Bilmiyorum” Demenin Yolları
Bu ifadeler daha yumuşak ve daha kibardır. Neredeyse herkesle kullanabilirsiniz.
I’m not sure. (Emin değilim.)
“Bilmiyorum” demenin en yaygın ve en kibar yollarından biridir. “I don’t know” ifadesinden daha yumuşak duyulur.
Örnek: “Is the library open on Sunday?” – “I’m not sure. Let’s check the website.” (“Kütüphane pazar günü açık mı?” – “Emin değilim. Web sitesine bakalım.”)
I’m not certain. (Kesin olarak bilmiyorum.)
Bu ifade “I’m not sure” ile benzerdir ama biraz daha resmi duyulur.
Örnek: “I’m not certain, but I think the bus comes at 8 o’clock.” (“Kesin bilmiyorum ama sanırım otobüs saat 8’de geliyor.”)
I couldn’t tell you. (Bilemeyeceğim.)
Bu ifade, söylemenize izin verilmediği anlamına gelmez. Sadece bu bilgiye sahip olmadığınızı anlatır.
Örnek: “Was the park busy yesterday?” – “I couldn’t tell you. I wasn’t there.” (“Park dün kalabalık mıydı?” – “Bilemeyeceğim. Orada değildim.”)
That’s a good question. (Bu güzel bir soru.)
Bu ifadeyi genellikle düşünmek için birkaç saniye kazanmak amacıyla kullanırız. Ardından cevabınızı verebilir ya da emin olmadığınızı söyleyebilirsiniz.
Örnek: “Why is the sky blue?” – “That’s a good question! I’m not sure, actually.” (“Gökyüzü neden mavi?” – “Bu güzel bir soru! Aslında emin değilim.”)
I’m not the best person to ask. (Bunu sormak için en doğru kişi ben değilim.)
Bu ifadeyi, konu hakkında sizden daha fazla bilgisi olan biri varsa kullanın. Karşınızdakine kime sorabileceğini de söyleyebilirsiniz.
Örnek: “I’m not the best person to ask, but Ms. Brown might know.” (“Bunu sormak için en doğru kişi ben değilim ama Bayan Brown biliyor olabilir.”)
Okulda veya İşte “Bilmiyorum” Demenin Yolları
Okulda veya işte genellikle sadece “bilmiyorum” demek istemeyiz. Bunun yerine, cevabı bulmaya çalışacağımızı gösteririz.
Let me check. (Bir bakayım.)
Bu ifade, bilgiyi hemen şimdi arayacağınızı anlatır. Cevabınızın doğru olduğundan emin olmak istiyorsanız “Let me double-check” (Bir daha kontrol edeyim) da diyebilirsiniz.
Örnek: “What page is our homework on?” – “Let me check my notebook.” (“Ödevimiz hangi sayfada?” – “Defterime bir bakayım.”)
I’ll find out. (Öğrenip söylerim.)
Bu ifade, şu an cevabı bilmediğinizi ama yakında öğreneceğinizi gösterir.
Örnek: “I’m not sure when the school trip is, but I’ll find out and let you know.” (“Okul gezisinin ne zaman olduğundan emin değilim ama öğrenip sana haber veririm.”)
I’ll look into it. (Bununla ilgileneceğim.)
Bu ifade, konu hakkında daha fazla bilgi edinmek için biraz zamana ihtiyacınız olduğunu anlatır. İş hayatında çok yaygındır.
Örnek: “Thanks for telling me about the problem. I’ll look into it.” (“Sorunu bana söylediğin için teşekkürler. Bununla ilgileneceğim.”)
I’ll get back to you on that. (Bu konuda sana döneceğim.)
Bu ifade, cevabı daha sonra vereceğiniz anlamına gelir. Kibar ve profesyonel bir ifadedir.
Örnek: “I don’t have the numbers right now. I’ll get back to you on that.” (“Şu an rakamlar elimde değil. Bu konuda sana döneceğim.”)
I don’t have that information right now. (Şu an o bilgi elimde değil.)
Bu ifadeyi, bilgi mevcut olduğu halde şu an göremediğiniz ya da bulamadığınız durumlarda kullanın.
Örnek: “I don’t have that information right now, but I can send it to you tomorrow.” (“Şu an o bilgi elimde değil ama yarın sana gönderebilirim.”)
Let’s find out together. (Hadi birlikte öğrenelim.)
Öğretmenler, ebeveynler ve ekip liderleri için harika bir ifadedir. Cevabı doğrudan vermek yerine karşınızdaki kişinin öğrenmesine yardımcı olursunuz.
Örnek: “How many legs does a spider have?” – “Let’s find out together!” (“Örümceğin kaç bacağı var?” – “Hadi birlikte öğrenelim!”)
Could you tell me a little more? (Biraz daha açıklayabilir misin?)
Bazen soru net olmadığı için cevabı bilemeyiz. Böyle durumlarda cevap vermeden önce daha fazla ayrıntı isteyebilirsiniz.
Örnek: “Before I answer, could you tell me a little more about what you need?” (“Cevap vermeden önce neye ihtiyacın olduğunu biraz daha açıklayabilir misin?”)
İngilizce “Bilmiyorum” Demenin 20 Farklı Yolu Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
İngilizcede “I don’t know” demek kaba mıdır?
Hayır hiç de kaba değildir. Ancak kısa bir “I don’t know” bazen ilgisiz olduğunuz izlenimini verebilir. “I don’t know, but I’ll find out” (Bilmiyorum ama öğreneceğim) gibi küçük bir ekleme yapmak, ifadeyi daha samimi hale getirir.
“Bilmiyorum” demenin en kibar yolu hangisidir?
“I’m not sure” (Emin değilim) en kibar yollardan biridir. Sonuna “but I’ll find out” (ama öğreneceğim) veya “but I’ll check” (ama kontrol edeceğim) ekleyerek daha da iyi hale getirebilirsiniz.
“I have no idea” ile “I’m not sure” arasındaki fark nedir?
“I have no idea”, konu hakkında hiçbir şey bilmediğiniz anlamına gelir. “I’m not sure” ise küçük bir fikriniz olabileceğini ama tam olarak emin olmadığınızı anlatır.
“Bilmiyorum” demenin günlük ve samimi yolları nelerdir?
“Beats me”, “I have no clue”, “Who knows?” ve “Your guess is as good as mine” günlük ifadelerdir. Mesajlaşırken insanlar “I don’t know” ifadesinin kısaltması olan “IDK” yazısını da sıkça kullanır.
Çocuğunuzun İngilizce öğrenmesi için ihtiyacınız olan her şeye tek bir platform üzerinden ulaşabilirsiniz! Çocuk eğitimi alanında uzmanlaşmış öğretmenler rehberliğinde 25 dakikalık bire bir canlı dersler, çocuk gelişi için özenle tasarlanmış eğlenceli ve öğretici interaktif videolar, kelime öğrenme araçları, yapay zeka destekli öğretmen MiMi, quizler ve interaktif aktiviteler ile EnglishCentral, çocuğunuzun ihtiyaçlarına yönelik kişiselleştirilmiş ve kaliteli bir eğitim planını uygun fiyatlı olarak sunmaktadır. Hemen EnglishCentral’a kayıt olup İngilizce öğrenmeye başlamaya ne dersiniz?


