İngilizce Kısa Hikayeler ve Türkçe Çevirileri

İngilizce Kısa Hikayeler nedir? İngilizce Kısa Hikayeler İngilizce öğrenmeye nasıl katkı sağlar? İngilizce Kısa Hikâye örnekleri nelerdir? Bu sorularınızı cevaplayacak ve günlük konuşma yönünden İngilizcenizi geliştirecek, kelime dağarcığına katkı sağlayacak İngilizce Kısa Hikayeler ve Türkçe Çevirileri içeriğimizi sizler için derledik.

Kısa İngilizce Hikâyelerin Faydaları Neler?

Kısa hikayeler her dil içerisinde gramer dışında okuma ve anlama yönlerini güçlendirir. Düzgün cümle kurabilme ve konuşma sırasında cevap verebilme yeteneğini güçlendiren okuma ve anlamayı geliştirmenin en eğlenceli ve faydalı yönü kısa hikayeler okumaktır. Aynı şekilde düzgün bir gramer ile yazılmaları ve okuma anlamayı geliştirmeleri dışında okurken üzerine çalışılmaları durumunda birçok kelimenin öğrenilmesine ve kelime dağarcığının gelişmesine de katkı sağlar.

Kısa İngilizce Hikayeler Dil Öğrenme Sürecime Nasıl Katkı Sağlar?

Kısa İngilizce Hikayeler İngilizce öğrenme sürecinde geniş ve basitleştirilmiş gramer yapıları ile okunduğu zaman cümle yapısı, zaman kalıpları ve genel gramer öğrenimine katkı sağlar.

Farklı diller konuşmada en önemli olan faktör okuma ve anlama yeteneğidir. Kısa İngilizce Hikayeler okumak bu yeteneğin gelişmesine yardımcı olacağı gibi İngilizce düşünmeye başlamada büyük bir adım arttırır.

Günlük hayatın bir parçası olmasa da günlük anlatımlar ile oluşturulmuş Kısa İngilizce Hikayeler günlük diyaloglar kurmada ve duyulanı anlama konusunda çok büyük bir katkı sağlamaktadır.

Kısa İngilizce Hikayeler sadece okunmakla kalmayıp üzerine çalışılırsa ve bilinmeyen kelimeler, cümle yapıları üzerine araştırma yapılırsa kulak aşinalıkları dışında dilin kullanımına alışma konusunda yardımcı olur. Bunun dışında kelime haznesi geniş olan Kısa İngilizce Hikayeler okunulması durumunda bilinmeyen yeni kelimeler öğrenilebilir ve kelime dağarcığı genişletilebilir.

İngilizce Kısa Hikâye Örnekleri- 5 Hikâye

İngilizce Kırmızı Başlıklı Kız Kısa Hikayesi

Little Red Riding Hood lived in a wood with her mother. One day Little Red Riding Hood went to visit her granny. She had a nice cake in her basket. On her way, Little Red Riding Hood met a wolf. “Hello!” said the wolf. “Where are you going? “I’m going to see my grandmother. She lives in a house behind those trees.” The wolf ran to Granny’s house and ate Granny up. He got into Granny’s bed. A little later, Little Red Riding Hood reached the house. She looked at the wolf. “Granny, what big eyes you have!” “All the better to see you with!” said the wolf. “Granny, what big ears you have!” “All the better to hear you with!” said the wolf. “Granny, what a big nose you have!” “All the better to smell you with!” said the wolf. “Granny, what big teeth you have!” “All the better to eat you with!” shouted the wolf. A woodcutter was in the wood. He heard a loud scream and ran to the house. The woodcutter hit the wolf over the head. The wolf opened his mouth wide and shouted and Granny jumped out. The wolf ran away and Little Red Riding Hood never saw the wolf again.

Küçük Kırmızı Başlıklı Kız annesiyle birlikte bir ormanda yaşardı. Bir gün Küçük Kırmızı Başlıklı Kız büyükannesini ziyarete gitti. Sepetinde güzel bir kek vardı. Yolda Küçük Kırmızı Başlıklı Kız bir kurtla karşılaştı. “Merhaba!” dedi kurt. “Nereye gidiyorsun?” “Büyükannemi göreceğim. O ağaçların arkasındaki bir evde yaşıyor.” Kurt, büyükannenin evine koştu ve büyükanneyi yedi. Büyükannenin yatağına girdi. Biraz sonra, Küçük Kırmızı Başlıklı Kız eve ulaştı. Kurda baktı. “Büyükanne, ne büyük gözlerin var!” “Seni daha iyi görmek için!” dedi kurt. “Büyükanne, ne büyük kulakların var!” “Seni daha iyi duymak için!” dedi kurt. “Büyükanne, ne kadar büyük bir burnun var!” “Seni daha iyi koklamak için!” dedi kurt. “Büyükanne, ne kadar büyük dişlerin var!” “Seni daha iyi yemek için!” diye bağırdı kurt. Ormanda bir oduncu vardı. Yüksek sesle bir çığlık duydu ve eve koştu. Oduncu kurdu başının üzerinden vurdu. Kurt ağzını geniş açtı ve bağırdı ve Büyükanne dışarı fırladı. Kurt kaçtı ve Küçük Kırmızı Başlıklı Kız, bir daha kurdu görmedi.

İngilizce Asansördeki Adamlar Kısa Hikayesi

Three men came to New York for a holiday. They came to a very large hotel and took a room there. Their room was on the forty-fifth floor. In the evening friends went to the theatre and came back to the hotel very late. “I’m very sorry,” said the clerk of the hotel, “but the lifts don’t work tonight. If you don’t want to walk up to your room, we shall make beds for you in the hall.” “No, no,” said one of the friends, “no, thank you. We don’t want to sleep in the hall. We shall walk up to our room.” Then he turned to his friends and said: “It’s not easy to walk up to the forty-fifth floor, but we shall make it easier. On the way to the room I shall tell you some jokes; then you, Andy, will sing us some songs; then you, Peter, will tell us some interesting stories.” So they began walking up to their room. Tom told them many jokes; Andy sang some songs. At last, they came to the thirty-sixth floor. They were tired and decided to have a rest. “Well,” said Tom, “now it’s your turn, Peter. After all the jokes, I would like to hear a sad story. Tell us a long and interesting story with a sad end.” “The story which I’m going to tell you,” said Peter, “is sad enough. We left the key to our room in the hall.”

Üç erkek tatil için New York’a geldi. Çok büyük bir otele geldiler ve orada bir oda tuttular. Odaları kırk beşinci kattaydı. Akşam olduğunda arkadaşlar tiyatroya gittiler ve otele çok geç döndüler. “Çok üzgünüm,” dedi otel sorumlusu, “ancak asansörler bu gece çalışmıyor. Eğer odanıza çıkmak istemezseniz, salonda sizin için yataklar yapacağız.” “Hayır, hayır!” dedi arkadaşlardan biri, “hayır, teşekkür ederim. Salonda uyumak istemiyoruz. Odamıza çıkalım.” Sonra arkadaşlarına döndü ve: “Kırk beşinci kata çıkmak kolay değil, ama daha kolay hâle getireceğiz. Odaya giderken size bazı şakalar anlatacağım; sonra sen, Andy, bize şarkı söyleyeceksin; sonra sen, Peter, bize ilginç hikayeler anlatacaksın.” Böylece odalarına çıkmaya başladılar. Tom onlara birçok şaka yaptı; Andy bazı şarkılar söyledi. Sonunda otuz altıncı kata geldiler. Yoruldular ve dinlenmeye karar verdiler. “Peki,” dedi Tom, “şimdi sıra sende, Peter. Tüm şakalardan sonra hüzünlü bir hikâye duymak isterim. Bize üzücü bir sonu olan uzun ve ilginç bir hikâye anlat.” “Size anlatacağım hikâye” dedi Peter, “yeterince üzücü. Odamızın anahtarını salonda bıraktık.”

İngilizce Öfkeli Çocuk Kısa Hikayesi

Once, there was a young boy. This boy had problems controlling his anger. When he got angry, he would say the first thing that came to mind, even if it affected people. One day, his father gifted him a hammer and a bundle of nails, then said, “Whenever you get mad, hammer a nail into the backyard fence.” In the first days, the boy used up half of the nails. Over the next weeks, he used up fewer nails, until his temper was under control. Then, his father asked the young boy to remove a nail for each day he didn’t lose his temper. On the day when the boy removed his last nail, his father told him, “You have done good, boy. But, can you see the holes in the fence? The fence is never going to be the same. Likewise, when you say mean things in anger, you’ll leave a scar.”

Bir zamanlar genç bir erkek çocuk varmış. Bu çocuk öfkesini kontrol etmede sorun yaşıyormuş. Sinirlendiğinde, insanları etkilese bile aklına gelen ilk şeyi söylermiş. Bir gün, babası ona bir çekiç ve bir paket çivi hediye etmiş, sonra “Ne zaman sinirlenirsen, arka bahçenin çitine bir çivi çak.” demiş. İlk günlerde, çocuk çivilerin yarısını kullanmış. Sonraki haftalarda, öfkesini kontrol altına aldıkça daha az çivi kullanmış. Ardından, babası genç çocuktan öfkelenmediği her gün için bir çiviyi sökmesini istemiş. Çocuğun son çiviyi söktüğü gün, babası ona “İyi yaptın, oğlum. Fakat çitteki delikleri görebiliyor musun? Çit asla eskisi gibi olmayacak. Aynı şekilde öfkeyle kötü şeyler söylediğinde, yara izi bırakacaksın.”

İngilizce Cimri Yaşlı Adam Kısa Hikayesi

There once was an old miser who lived in a house with a garden. The old miser used to hide all his gold coins under stones in his garden. Every night, before he went to bed, the miser went out into his garden to count his coins. He continued the same routine every day, but he never spent a single, golden coin. One day, a thief saw the old miser hiding his coins. Once the old miser went back into his house, the thief went to the hiding place and took all the gold. The following day, as the old man came out to count his coins, he found they were gone and started wailing loudly. His neighbor heard the cries and came running, asking what had happened. Upon learning what had occurred, the neighbor asked, “Why didn’t you just save the money inside your house where it would’ve been safe?” The neighbor continued, “Having it inside the house would make it easier to access when you need to buy something.” “Buy something?” answered the miser, “I was never going to spend my gold.” When hearing this, the neighbor picked up a stone and threw it. Then, he said, “If that’s the case, then save the stone. It’s as worthless as the gold you’ve lost.”

Bir zamanlar bahçeli bir evde yaşayan yaşlı bir cimri varmış. Yaşlı cimri tüm altın paralarını bahçesindeki taşların altına saklarmış. Her gece yatağa gitmeden önce, cimri paralarını saymak için bahçesine çıkarmış. Her gün aynı rutine devam etmiş ama asla tek bir altın para harcamamış. Bir gün, bir hırsız yaşlı cimrinin paralarını sakladığını görmüş. Yaşlı cimri evine geri döndüğünde, hırsız saklama yerine gitmiş ve tüm altınları almış. Ertesi gün, yaşlı adam paralarını saymak için dışarı çıktığında, paralarının gittiğini fark etmiş ve yüksek sesle ağlamaya başlamış. Ağlamasını duyan komşusu koşarak gelmiş ve ne olduğunu sormuş. Neler olduğunu öğrenen komşu, “Neden paranı evinde, daha güvende olacağı yerde saklamadın?” diye sormuş. Komşu devam etmiş, “Evin içinde olması bir şeyler alman gerektiğinde erişmeni de kolaylaştırırdı.” “Bir şeyler almak?” diye yanıtladı cimri, “Altınlarımı asla harcamayacaktım.” Bunu duyan komşu yerden bir taş alıp fırlatmış. Ardından, “Eğer durum buysa, o zaman taşı biriktir. Kaybettiğin altın kadar değersiz.” demiş.

İngilizce Yabancı Çoban Kısa Hikayesi

Once, there was a boy who became bored when he watched over the village sheep grazing on the hillside. To entertain himself, he sang out, “Wolf! Wolf! The wolf is chasing the sheep!” When the villagers heard the cry, they came running up the hill to drive the wolf away. But, when they arrived, they saw no wolf. The boy was amused when seeing their angry faces. “Don’t scream wolf, boy,” warned the villagers, “when there is no wolf!” They angrily went back down the hill. Later, the shepherd boy cried out once again, “Wolf! Wolf! The wolf is chasing the sheep!” To his amusement, he looked on as the villagers came running up the hill to scare the wolf away. As they saw there was no wolf, they said strictly, “Save your frightened cry for when there really is a wolf! Don’t cry ‘wolf’ when there is no wolf!” But the boy grinned at their words while they walked grumbling down the hill once more. Later, the boy saw a real wolf sneaking around his flock. Alarmed, he jumped on his feet and cried out as loud as he could, “Wolf! Wolf!” But the villagers thought he was fooling them again, and so they didn’t come to help. At sunset, the villagers went looking for the boy who hadn’t returned with their sheep. When they went up the hill, they found him weeping. “There really was a wolf here! The flock is gone! I cried out, ‘Wolf!’ but you didn’t come,” he wailed. An old man went to comfort the boy. As he put his arm around him, he said, “Nobody believes a liar, even when he is telling the truth!”

Bir zamanlar, tepede otlayan koyunlara bakarken canı sıkılan bir erkek çocuk varmış. Kendini eğlendirmek için “Kurt! Kurt! Kurt koyunu kovalıyor!” diye bağırmış. Köylüler çığlığı duyunca kurdu kovmak için tepeye gelmiş. Fakat vardıklarında kurt görmemişler. Erkek çocuk onların sinirli suratlarıyla eğlenmiş. “Kurt diye bağırma, çocuk!” diye uyardı köylüler, “Kurt yokken!”. Sinirli bir şekilde tepeden geri aşağı indiler. Daha sonra, çoban çocuk bir kez daha bağırmış, “Kurt! Kurt! Kurt koyunu kovalıyor!” Eğlence için, köylüler kurdu korkutmak için tepeye doğru koşarken onları izledi. Kurt olmadığını gördükleri anda, sert bir şekilde “Korku dolu çığlığını gerçekten bir kurt olması için sakla! Kurt yokken ‘kurt’ diye haykırma!” dediler. Fakat onlar sinirle tepeden tekrar aşağı inerken çocuk onların sözlerine sırıttı. Daha sonra, çocuk sürüsünün etrafında gizlice dolaşan gerçek bir kurt gördü. Panikle ayağa fırladı ve yapabildiği en yüksek sesle bağırdı, “Kurt! Kurt!”. Fakat köylüler onun yine dalga geçtiğini sandılar ve yardıma gelmediler. Gün batarken, köylüler koyunlarını geri getirmemiş olan çocuğa bakmaya gittiler. Tepeye çıktıklarında, onu ağlarken buldular. “Gerçekten bir kurt vardı! Tüm sürü gitti! Kurt diye çığlık attım ama siz gelmediniz.” diye ağladı. Yaşlı bir adam çocuğu teselli etmiş. Kolunu omzunu atıp, “Kimse bir yalancıya inanmaz, doğruyu söylediği halde!” demiş.

İngilizce Kısa Hikâye Hakkında Sık Sorulan Sorular

İngilizce Kısa Hikaye nedir?

Gerçek ya da gerçeğe yakın olayları anlatan kısa İngilizce düz yazılara İngilizce Kısa Hikaye denir.

İngilizce Kısa Hikaye İngilizcesi nedir?

“İngilizce Kısa Hikaye” İngilizceye Short Stories in English olarak çevrilir.

İngilizce Kısa Hikaye ne fayda sağlar?

İngilizce Kısa Hikayeler İngilizce kelime dağarcığını geliştirir ve okuma anlamaya katkı sağlar.

İngilizce Kısa Hikayeler ve Türkçe Çevirileri ile ilgili öğrendiklerinizi pratiğe dökmek ister misiniz? Dilerseniz EnglishCentral’da bulunan 15.000’den fazla interaktif video derslerini inceleyebilir, kelime dağarcığınızı geliştirip telaffuz pratiği yapabilirsiniz. Dilerseniz öğrendiklerinizi canlı ve birebir İngilizce özel ders sırasında kişisel İngilizce öğretmeniniz ile tekrar edebilirsiniz. Hemen EnglishCentral’a kayıt olup İngilizce öğrenmeye başlamaya ne dersiniz?

Yorum yapın